Anıl Kıral

Let flipism chart your ramble!


Müşteri, ürününe sahip çık

Tüm ajansların ortak sorunlarından bazıları yetersiz brief veren, ürününü tanımayan, sektör ile ilgili bir araştırma yapmayan ve işin gerçekten ne olduğunu kendi bile çözememiş müşterilerdir sanırım. Bir ajansta çalışıyorsanız en az bir kere bile olsa, bu tarz bir müşteri ile karşı karşıya gelmişsinizdir. Özellikle proje yöneticiyiseniz bu tür müşteriler sizin için oldukça zorlu bir sınav olabilir.

Devamını oku

Hey! Douglas – %100 Anadolu

Zamanın güzel hip hop sanatçısı, şimdilerin sağlam DJ’lerinden biri olma yolunda ilerliyor. Sanıyorum dinleyip de beğenmeyen bir kişi bile yoktur. Mode XL grubundan tanıdığımız, son senelerde Hey! Douglas, Bodozlama gibi projelere imza atmış, Türkiye’nin belki de kendi alanında en başarılı isimlerinden birisi. Bu sefer de karşımıza %100 Anadolu setiyle çıkıyor. Tüm setlerinde olduğu gibi bu sette loop’a alınıp arkada saatlerce çalsa sıkılmayacağınız türden olmuş.

Devamını oku

Jira’yı neden tercih ettik?

Jira ile ilgili uzun zamandır bir yazı yazmak istiyordum. Fakat Jira gibi kompleks bir platform için yazının oldukça uzun olacağını düşünüyordum, bu kadar uzun bir boş zamanım olmadığı için de yazıyı sürekli erteliyordum. Daha sonra aynı Jira’da olduğu gibi, yazıyı da belirli bölümlere bölüp kısa kısa belirli özellikler üzerinde yoğunlaşarak yazmaya karar verdim. Böyle bir yazı dizisinin de ilk yazısı olarak “Neden Jira’yı kullanmalıyız?” konusunu ele almak istedim.

Devamını oku

ESL One Genting 2018

Bu haftasonu Dota 2 turnuvalarından birisi olan ESL One Genting ile geçti. Uzun zaman sonra izleyenleri oldukça heyecanlandıran, güzel eşleşmeler ve güzel maçlarla dolu bir turnuva oldu. Bir Liquid taraftarı olarak her ne kadar Newbee’nin şampiyon olmasına üzülsem de, turnuvanın geneline bakıldığında tüm izleyiciler için oldukça güzeldi her şey.

Devamını oku

Base 42: Türkiye’nin geek imtihanı

Kısa süre önce Youtube üzerinde Base 42 adında çok güzel bir kanal keşfettim. Kanal yeni olsa da, Türkiye’deki geek kültürüyle -az çok da olsa böyle bir kültür var, evet- biraz olsun ilginiz varsa kanaldaki yüzler ve isimler size hiç yabancı gelmeyecektir. Uzun süredir takip ettiğim Boğaç Soydemir ve Berk Sevgi de bu kanalın içerisinde yer alıyor.

Devamını oku

Ütopyaların dünyası

Sınırların yıkılacağını duyduğum zaman içimde hissettiğim özgürlük ruhunu size anlatamam. Sanki yıllar boyunca hapiste tutulmuşum da, hissetmemişim. Neden olduğunu bilmiyorum fakat bir toprak üzerinde, bir nesilden önceki bir neslin kanı döküldü diye o toprakları sahiplenmek bana oldum olası saçma gelmiştir.

Devamını oku

Şeytan tasviri: Frank Underwood

Uzun zaman önce House of Cards dizisini keşfettim. Diziyi bir çok kişi önermesine rağmen başlarda izlememe taraftarıydım. Fakat baskılara dayanamayıp izlemeye başladım. Peki beğendin mi diye soracak olursanız şöyle söyleyeyim, şu anda diziyi 3. kez bitiriyorum ve hala ilk günkü zevki alarak izleyebiliyorum. Benim için dizilerde, filmlere nazaran oyunculuklardan ziyade senaryo çok daha önemli. Bu yönüyle de House of Cards bir çok diziye fark atmış durumda.

Devamını oku

Bir Ukrayna gezisi

Bir farklılık olması için ve uzun zamandır böyle bir gezi istediğim için, 2017 senesinden 2018 senesine gireceğim Yılbaşı gecesini Ukrayna’da geçirmek istedim. 1 hafta boyunca yaşadığım bu güzel tatilin bazı tavsiyelerini ve ipuçlarını da paylaşmak istiyorum. Böylelikle kısıtlı bütçeniz olsa bile farklı ve güzel bir şehri görmek isteyenler belki bu yazımdan faydalanabilirler.

Devamını oku

David Gilmour: Live at Pompeii

Müziğin altın çağından geriye çok az kişi kaldı. İsimler ne kadar azalsa da hala izleyebileceğimiz, dinleyebileceğimiz çok ama çok değerli isimler bulunuyor. Bunların başında da tabii ki İngilizlerin altın çocuğu, belki de progressive rock terimini iyice bize benimseten Pink Floyd geliyor. Grup dağılmış olsa bile hala grup üyeleri turnelerde kendi şarkılarını ve Pink Floyd şarkılarını sahnede dinleyicileriyle buluşturmaya devam ediyor. Son bir kaç senedir de bu isimler sadece sahneden değil, sinema salonlarından da bizlere kendilerini duyurmaya başladılar.

Devamını oku

Ürünü değil, yapabildiklerini pazarlayın

Steve Jobs’un neden bu kadar başarılı olduğunu öğrenmek istiyorsak pazarlama dünyasının geleceğini belirleyecek küçük ama etkili tek bir örneğine bakmamız yeterli. MP3’lerin yaygın olarak kullanıldığı bir dönemde Apple, aslında piyasadaki bir çok MP3 ile aynı işleve sahip olan iPod ürünüyle pazara çok hızlı bir şekilde girmiş ve pazarı bir şekilde ele geçirmeyi başarmıştı. Bu başarıyı bu kadar hızlı şekilde elde edebilmesinin sebebi sadece ürünün iyi olması değil aynı zamanda pazarlamasının inanılmaz bir stratejiye sahip olmasıydı. Bu stratejiyi ben kaba tabiriyle markalarınız/ürünleriniz müşterilerinizle konuşsun olarak özetliyorum.

Devamını oku

1 2