Anıl Kıral

Let flipism chart your ramble!


Ütopyaların dünyası

15 Ocak 2018 Karalamalar

Sınırların yıkılacağını duyduğum zaman içimde hissettiğim özgürlük ruhunu size anlatamam. Sanki yıllar boyunca hapiste tutulmuşum da, hissetmemişim. Neden olduğunu bilmiyorum fakat bir toprak üzerinde, bir nesilden önceki bir neslin kanı döküldü diye o toprakları sahiplenmek bana oldum olası saçma gelmiştir.

Bir düşünün, bir taraf, diğer taraftaki askerleri daha fazla katlettiği için bir toprağın sahibi olabiliyor. Ne kadar fazla katliam, o kadar fazla toprak, dolayısıyla o kadar fazla özgürlük. Bu cümlede bir yerde bir yanlışlık var ama anlayamıyorum. Mesela, başka bir ülkede yeteri kadar adam öldüremeyip o toprakları kendine katamadığın için elinde 60 sayfalık bordo bir belge olmadan o topraklara giremiyorsun. Diyelim ki canın Arjantin’de güneşlenmek istedi. Öncesinde Arjantin konsolosluğunda 63 yaşındaki teyzeden bunun için izin istemen gerekiyor. 25 yaşındasın, yaşamak istediğin çok şey var fakat bunlar için hayatının son günlerini yaşayan, üstelik hiç tanımadığın bir insandan izin almak zorundasın.

Hiç sınırları olmayan, insanların hepsinin dünya vatandaşı olarak görüldüğü bir dünya’da yaşamak istiyorum ben. Sırf canım istedi diye, o an kalkıp Amerika’nın bir sahilinde okyanusa girebilmek, Hindistan’a dini bir geziye gidebilmek, İsviçre’de refahı tadabilmek ya da Japonya’da farklı bir kültürü yaşayabilmek istiyorum. Üstelik bunların hepsini, yabancılaşmadığım insanlar ile yapabilmeyi, aynı olduğumuzu hatırlatan aynı konumda olduğumuzu belirten kimliklerimiz ile yapabilmeyi istiyorum.

Sınırsız bir dünya’nın içinde sınırlarınız olmadan yaşamanız dileğiyle.


© 2018 Anıl Kıral